Başarısızlık

Yaptığımız, daha yeni başladığımız bazı işlerde, girişimlerde hepimizin başarısızlıkları olmuştur.  Bu başarısızlıklar karşısında bazılarımız yıkılıp, kahrolup, erken pes ederken, bazılarımız da yılmadan çalışmış, Çetin Altan’ın o meşhur sözü ile söyleyecek olursak, “enseyi karartmadan” yoluna devam etmiştir.

Başarısızlık dediğimiz kavram aslında biraz da izafi! Birimiz için çok büyük başarı olarak kabul edilen bir şey, bir diğerimiz için başarısızlık olarak değerlendirilebiliyor pekâlâ. Ya da tam tersi!

“Thomas Edison, ampulü geliştirmeden önce tam altı bin kere başarısız olmuş.”

Bu sözü hemen hepimiz duymuşuzdur. Çoğu zaman, büyük heyecanlarla, umutlarla başladığımız bazı işlerin sonucunda yaşadığımız hayal kırıklıklarında bize teselli olmuş, umut vermiştir. Yılmayıp, yeniden deneyerek, tekrardan başlayarak başarılı olunabileceğini anlatan güzel bir sözdür.

“Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır.”

Ancak unutmamak gerekir ki… Edison, aynı şeyleri tekrar tekrar deneyerek ulaşmamıştır başarıya! Başarıya doğru olan yolculuğu, her başarısızlığından bir ders çıkararak, yeni bir şeyler öğrenerek sürmüştür.

Yaşananlardan ders çıkarmak deyince… Tekrar tekrar denemekle ilgili güzel bir söz daha var:

“Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır.”

Albert Einstein’in bu sözünü de, ilk kez merhum Erdal İnönü’nün bir konuşmasında duymuştum. İnönü bu sözü sanırım bir seçim sonrasında söylemişti. Ancak… Hemen her konu için rahatlıkla söylenip, ders çıkarılabilecek bir söz.

Yani neymiş?

Başarısızlık diye bir şey yokmuş; bir daha asla yapmamamız gereken şeyler varmış ve herkesin başarısızlık tanımı farklıymış.

* Bu yazı, HOME&OFFICE CONCEPT dergisinin “Aynen Öyle!” isimli sayfasında yayımlanmıştır. (2012)