Çok özlüyoruz seni Sinan Abi…

Aşağıdaki yazıyı Sinan Abiyi sonsuzluğa uğurladığımız gün yazmış, Facebook’ta “Öncül Notlar” isimli sayfamda yayımlamıştım..

Sinan Abinin aramızdan ayrılışının üçüncü yılı biterken, bu yazıyı sitemde yeniden yayımlamak istedim.

Çok özlüyoruz seni Sinan Abi…

GÜLE GÜLE SİNAN ABİ…

1991 yılıydı sanırım…

Bir iş görüşmesi için, sevgili Özgen Özgenal ile birlikte Zaimoğlu Oteli’ne, Tayyar Zaimoğlu’nun yanına gitmiştik.

Vakit akşamüzeriydi… Saat altı yedi filan.

“Tayyar Bey’in misafiri var,” dedi sekreter, “Sizi biraz bekleteceğim.”

Tayyar Zaimoğlu’nun ofisi o zaman otelin giriş katındaydı. Lobideki koltuklara iliştik, beklemeye başladık. Beklememiz biraz uzayınca, “Gel şurada bir şeyler içelim,” dedi Özgen, “Daha bekleyeceğiz gibi görünüyor.”

Lobinin hemen yanındaki Kadeh Bar’a geçtik, bira istedik, sohbete başladık Özgen ile…

Masa komşumuz, “Ben de Sinan Tanyıldız” dedi, “Hürriyet Gazetesi…”

Daha akşam yeni olmuştu; bar boştu… Bi’ tek biz vardık, bir de hemen yanımızdaki masada çayını yudumlayan bir başkası…

Özgen ile sohbetimiz, reklamcılıktan, grafikten başlamış, karikatüre, fotoğrafa, yazıya, çizgiye doğru uzanmış gitmişti…

Barda bir tek biz olunca da sesimizin ayarına pek aldırmadan, epeyce yüksek perdeden bir ses tonuyla, gayet rahat, bağıra çağıra konuşuyorduk.

Yanımızdaki masada çayını yudumlayan adam gayet saygılı, sakin bir ses tonuyla, “Pardon,” dedi, “Öncül müsünüz siz?.. Karikatürcü?.. Gırgır’a çiziyordunuz?..”

Özgen ile sohbetimize ara verdik, “Evet” dedim, “Ben Mustafa Öncül… Arkadaşım da Özgen Özgenal… Color 82’nin kurucularından… Fotoğrafçı… Tanırsınız mutlaka.”

Masa komşumuz, “Ben de Sinan Tanyıldız” dedi, “Hürriyet Gazetesi…”

Sinan Abi ile tanışmamız böyle oldu.

O günün üzerinden yaklaşık 30 yıl geçti. Bu süre zarfında ilişkimiz hiç kopmadı, daha da güçlenerek devam etti.

1996’da, Sefa ile birlikte Öncül Sefa’yı kurduktan sonra daha sık görüşür olduk.

Adana’daki, hatta Çukurova’daki birçok insan gibi bazen akıl danışmak için, bazen de sadece sohbet etmeye uğrardım yanına.

Hayatımda tanıdığım en pozitif, en hesapsız kitapsız, içi dışı bir, dost canlısı insandı.

Sinan Abi harf harf, sözcük sözcük, cümle cümle, satır satır dost biriktirdi.

Haftanın yedi günü yazdığı köşesinin adı bile “Dostça” idi.

Dostça’da binlerce yazı yazdı ama bir tek yazısında bile olumsuz bir şeyden söz etmedi, o köşe her zaman güzelliklere açıldı, güzelliklerle açıldı.

O köşeyi okuyanlar, her yeni güne taze bir umutla, yeni güzel insanları tanıyarak başladı.

Dostça, yeni dostları getirdi, yeni dostlar yeni güzellikleri…

Günler, aylar, yıllar böyle geçti.

Sinan Abi harf harf, sözcük sözcük, cümle cümle, satır satır dost biriktirdi.

Sinan Abi dün bu dünyaya veda etti.

Bugün, dostları onu sonsuzluğa uğurluyor.

Kendisi gitti ama dostluğu, her zaman gülen yüzü ve insanlığı asla unutulmayacak, hep hatırlanacak.

Sinan Abi, dostlarında yaşamaya devam edecek.

Güle güle Sinan Abi.

Hayatımıza kattığın tüm güzellikler için teşekkürler.

* Fotoğraf: Sinan Abinin bu fotoğrafını, yanına uğradığım günlerden birinde cep telefonum ile çekmiştim. Her zamanki müthiş keyifli sohbetlerimizden birisinin arasına bu güzel fotoğrafı da sıkıştırmıştık.

* 1995 Kasım’ında, AFAD’ta fotoğraf eğitimi alan öğrencilerin uygulama çalışması için Kapadokya’ya giderken, kaza yapan otobüste 12 arkadaşımız ile birlikte zamansız yitirdiğimiz bir başka güzel insan sevgili Özgen Özgenal’i özlem ve rahmet ile anıyorum.