Hep konfor alanından kalmanın zararları ve bir an önce terk edilmesinin gerekliliği konuşuluyor ama…
“Konfor Alanı” son yıllarda fazlaca popüler oldu. Hemen her yerde karşımıza çıkıyor. Konfor alanından çıkmak konuşuluyor… Konfor alanında kalmanın sakıncaları anlatılıyor… Konfor alanından çıkmanın bize sağlayacağı faydalar söyleniyor…
Konfor alanından çıkmanın erdemlerinden söz etmeyen psikolog, kişisel gelişim uzmanı, yaşam koçu ve mentor kalmadı galiba!
İnsan ister istemez merak ediyor, “Tamam, konfor alanından çıkmak faydalı ama konfor alanında kalmanın hiç mi iyi bir yanı yok acaba?” diye kendine sormadan edemiyor.
Tabii ya!.. Konfor alanından çıkanların başı göre eriyor da çıkmayanlar yerlerde mi sürünüyor?!..
* * *
Ben de merak ettim hâliyle ve biraz araştırınca, mevzuun hiç de öyle olmadığını konfor alanından çıkmak kadar, konfor alanında kalmanın da faydalarının olduğunu gördüm.
“Sevindin mi?” derseniz… Hayır, sevinmedim. Konfor alanından çıkmanın doğruluğuna ve faydalarına ben de inanıyorum; ancak bir şeyin mutlak kurtarıcı gibi görülmesi, abartılı bir şekilde sürekli konuşulması, göklere çıkartılması itici geliyor bana!
* * *
Neyse… Konfor alanından çıkmak istemeyen, çıkmak isteyip de çıkamayan, konfor alanından çıkmayı da çıkmamayı da dert etmeyenler için yaptığım araştırmanın sonuçlarını yazıyorum.
İşte konfor alanında kalmanın faydaları:
- Uzmanlar, yeni riskler almanın veya belirsizlikle yüzleşmenin, stres hormonlarını tetikleyebildiğini, bildik bir rutinde kalmanın ise psikolojik dengeyi koruyarak kronik stresi azaltabildiğini söylüyorlarmış.
- Sürekli “yeni”ye uyum sağlama çabası zihinsel ve fiziksel enerji israfına sebep oluyormuş. Konfor alanında kalmak ise bu enerjiyi aile, hobiler, yaparken mutlu olduğumuz işler gibi öncelikli hedeflere yönlendirmenizi sağlıyormuş.
- Uzmanlık gerektiren işler gibi, bazı alanlarda tekrarlanan deneyimler, hata payını düşürüyor ve verimliliği artırıyormuş. (Örneğin, bir cerrahın rutin operasyonlarda ustalaşması…)
- Kendi sınırlarımızı bilmek, gerçekçi hedefler belirlememize yardımcı oluyormuş. Zorlamak yerine “şu an bu kadar hazırım” diyebilmek, öz şefkati geliştiriyormuş.
- Bir müzisyenin en sevdiği enstrümanıyla beste yapması gibi, bazı insanlar da tanıdığı, iyi bildiği ortamlarda daha özgürce, daha yaratıcı denemeler, işler yapabiliyormuş.
- Aile, yakın arkadaşlar gibi sosyal konfor alanınızdaki insanlarla daha kaliteli zaman geçirerek bağlarımızı güçlendirmemiz mümkünmüş.
- Yeni bir dil öğrenmek veya kariyer değiştirmek gibi hedefler, büyük zaman ve maddi kaynağa ihtiyaç duymamızı gerektirebilirken, potansiyelimizi “iyi olduğumuz” alanlarda değerlendirmek daha gerçekçi bir tercihmiş.
- Sürekli “ilerleme” baskısı, yorgunluk ve tükenmişliğe neden olabilirken, konfor alanında kalmak bize yavaşlama imkânı sunup, gerçekten ne istediğimizi düşünmemiz için yeni alanlar açabiliyormuş.
- Kontrolümüz dışında gelişen siyasi sorunlar, ekonomik kriz, sosyal belirsizlikler ya da en son birkaç yıl önce yaşadığımız pandemi gibi sıkıntılı dönemlerde, konfor alanı bir sığınak işlevi görerek duygusal toparlanmamıza destek oluyormuş.
- Bazı insanlar için “daha fazlasını istemek” yerine mevcut ile yetinmek, minimalist bir mutluluk anlayışını tercih etmek daha doğru olabiliyormuş.
* * *
İşte böyle.
Konfor alanında kalmak da çok kötü bir şey değilmiş galiba.
Ancak uzmanlar yine de uyarıyor, konfor alanında kalmanın bilinçsiz bir kaçış değil, kişinin kendi ihtiyaçlarını dinlediği stratejik bir seçim olduğunda faydalı olacağının altını çiziyor ve konfor alanından çıkış kapısını tam kapatmak yerine, aralık bırakılmasını öneriyor.
* * *
Uzmanların, “konfor alanında kalmanın bilinçsiz bir kaçış değil, kişinin kendi ihtiyaçlarını dinlediği stratejik bir seçim olması” uyarısı bana çok doğru geldi.
Ne dersiniz?
.
