Aylar önce, bir Hoca Nasrettin fıkrasını (TIKLAYINIZ) kahvehane muhabbetiyle yeniden yorumlayıp yazdığımız kıssanın ardından bu kez de başka bir fıkrayı benzer bir muameleye tabi tutuyoruz.
Başlıyoruz efendim.
Balta girmemiş bir ormanın içinde yavaş yavaş ilerleyen bir grup gezgin, ağaçların arasından gelen “Ihh!.. Aaaah!.. Offf!.. Vay anam vay!.. Oy oy oy!..” gibi seslerden önce ürkmüş, sonra kayaların kenarından, çalıların üzerinden atlayarak seslerin geldiği tarafı doğru koşmuşlar.
Bir de ne görsünler!.. Yorgun, bitkin ama üstü başı düzgün, temiz giyimli bir adam ormanın orta yerinde sırtında koskoca demir bir örs ile ıhlaya tıslaya yürüyor!.. Hâliyle merak etmişler tabii.
Gezgin grubunun en yaşlı üyesi, “Beyefendiiii,” diye bağırmış örs taşıyan adamın arkasından, “Biraz bekler misiniz?..” Kan ter içinde zorlukla yürümeye çalışan adam durmuş, yavaşça geriye doğru dönüp, “Bana mı diyorsunuz?” demiş. Gezgin grubunun lideri, “Tabii size diyorum. Sizden başka insan mı var şu ormanda?” Adam merakla sağına soluna bakmış, “Yok,” demiş, “Doğru söylüyorsunuz. Benden başka biri yok. Buyurun efendim. Ne istiyorsunuz?”
Gezgin grubundaki herkes suspus vaziyette, merak ve şaşkınlıkla adama bakmaktaymış!
Merak etmeyecek gibi değil!.. Şaşırmayacak gibi hiç değil!.. Ormanın içinde, sırtında koskoca bir örsle hangi manyak yürür ve niye yürür?!..
Grubun yaşlı üyesi, adama şöyle bir bakmış… Adam kendinden hayli genç… Kravatlı, gömlekli, temiz yüzlü bir adam… Biraz da bunlardan cesaret alarak, adama bağırıp çağırmaya başlamış:
“Hasta mısın olum sen? Deli misin, meczup musun, mecnun musun?!.. Ormanın orta yerinde sırtında koskoca bir örsle n’apıyorsun?!..”
Adam yaşlı gezginden yediği fırça ile önce biraz korkmuş, sonra “Şu örsü biraz yere bırakabilir miyim izninizle? Hem sorunuza cevap vereyim, hem de biraz dinleneyim.” demiş. Örsü yavaşça yere bırakmış, alnındaki biriken terleri elinin tersiyle silip anlatmaya başlamış:
“Efendim… Benim iş yerim ormanın öteki ucunda. Evim de tam ters yönde; şu tarafta. Her sabah bu yolu gider ve akşam geri dönerim. Belki siz de biliyorsunuzdur. Bu orman vahşi hayvanlarla doludur…”
Yaşlı gezgin ve arkadaşları adamı merakla dinlemeye devam ediyormuş… Adam anlatmaya devam etmiş:
“Çok tehlikelidir yani. Kendimi korumam lazım bu hayvanlardan… Ben de her sabah evden çıkarken bu örsü yanıma alıyorum, ormanı sırtımda bu örsle yürüyerek geçiyorum. Akşam da aynı şekilde yine örsü sırtıma alıp eve dönüyorum.”
Gezginlerden biri şaşkın bir vaziyette, “Eeee?” demiş, “N’oluyor yani?.. Karşına vahşi bir hayvan çıkınca örsü hayvanın üzerine mi atıyorsun?”
Adam kahkaha atmış, “Yok,” demiş, “Örsü bırakıp kaçıyorum!.. Sırtımda örs olmadığı zaman daha hızlı koşuyorum.”
* * *
KISSADAN HİSSE: Kıssayı yazması benden, hisseyi çıkarmak okuyucularımızdan olsun.
.
