Belki bir gün sigaranın akıbetinin benzerini internet için de görürüz.
Sizin de dikkatinizi çekiyor mu? Genellikle restoran ya da tatil yerlerinde rastladığım bir şey var… Bazı aileler çocuklarının eline bir tablet ya da akıllı telefon verip, “Hadi sen bununla oyna,” diyor ve başlarından savıyor, çocuklar da bir köşeye çekilip, oyunlara, videolara dalıyor ve dünya ile olan tüm bağlarını kesiyorlar!
Aileler çocuklarının o tablet ve telefonlarla oyun oynadıklarına inanıyor olabilir ama yaptıkları şeyin, çocuklara uyuması için uyku ilacı ya da sakinleştirici ilaç vermekten çok bir farkı yok! Bu durum çok kötü ama ondan daha da kötüsü, aileler bunun farkında bile değil!
Artık şu bir gerçek ki, internet bağımlılığı ya da dijital bir bağımlılık diye bir bağımlılık türü oluştu. Hatta bazı psikiyatristler internet bağımlılığını “çağın vebası” olarak tanımlıyor.
* * *
İnternet bağımlılığı ya da dijital bağımlılık ne zaman başladı?
Bu soruya herkes farklı bir cevap verebilir muhtemelen ama ben, “Atari bilgisayar oyunu ile başladı” diye cevap verebilirim. Atari Türkiye’ye ilk geldiğinde “ŞİMDİ SOKAKLAR BOMBOŞ” diye bir sloganla girdi piyasaya ve çok kısa bir zamanda ortalığı kasıp kavurmaya başladı. (O reklamı internette buldum. Paylaşıyorum. Buradan izleyebilirsiniz.)
Bugün neredeyse tüm uzmanlar, çocukların evde, okulda ya da sokakta arkadaşlarıyla oynamasını savunup faydalarını anlatırken, Atari o reklam ile çocukları sokaktan alıp eve kapatıyordu. (Gerçi Atari, bilgisayar oyunu bile değildi. Çünkü o zamanlarda, bırakın çocukların bilgisayarının olmasını, bırakın evlerde bilgisayar olmasını, iş yerlerinde bile bilgisayar yoktu!)
Atari ve ondan sonra gelen bilgisayar oyunları, çocukları sokaktan ve arkadaşlarından koparıp evlere hapsetti. Bu hapis hayatı daha sonra, tablet ve akıllı telefonlar sayesinde her yere taşındı! Artık birçok çocuk evde, okulda, tatilde, restoranda, kafede, kısaca internete bağlanabildiği her yerde, prangalı bir mahkûm gibi zincirini ve o zincire bağlı ağır metal gülleyi yanında taşıyor.
Uzmanlar madem bu sorun için “bağımlılık” teşhisini koydu, o zaman bunun tedavisinin de yapılması gerekmiyor mu?
Elbette gerekiyor ama tedaviye başlamak için önce hastalığı kabullenmek ve tedaviyi istemek gerekiyor.
Kaç aile çocuğunun bir bağımlı olduğunu kabullenir acaba?
Filmlerde, dizilerde grup terapilerinde gösterilen bir sahne vardır ya… Grubun içinden biri ayağa kalkar, “Ben bir bağımlıyım” der ve diğerleri onu alkışlar. Orada olduğu gibi… Kaç aile ayağa kalkıp, “Benim çocuğum bir bağımlı” deme cesaretini gösterebilir?
Burada hep çocuklardan bahsettik fakat internet bağımlılığı sadece çocukların sorunu değil! Yetişkinler de aynı dertten mustarip ama çoğu yetişkin bunu kabullenmiyor ve “İnternete pek girmem ben, ara sıra Instagrama bakıyorum…” gibi pek de masum olmayan yalanlara başvuruyor. Bu durum bana sigara bağımlılarının, “Yemeklerden sonra kahve ile bir tane…” yalanlarını hatırlatıyor.
Ne yazık ki hiç kimse bilerek ya da bilmeyerek bağımlılıklarını kabul etmiyor ve envaiçeşit bahane bulup inkâr etmeyi tercih ediyor.
Televizyonlardaki haberlerde, haber programlarında madde kullanımının kaygı verici artışına ilişkin yayınlar yapılır, ailelerin ve yetkililerin bu tehlikeye dikkat çekilir ya… Artık madde bağımlılığı gibi internet bağımlılığı da tehlikeli bir bağımlılık hâline geldi ne yazık ki. Hem de başta aileler olmak üzere herkesin acil önlem almasını gerektirecek ciddiyette bir bağımlılık!
Çünkü maddeye erişim kolay değil ve kullanımı büyük ölçüde yasak. Ancak internet öyle değil, hâlâ yasal, erişim bedava ve haddinden fazla kolay.
Kim bilir?.. Belki bir gün sigaranın akıbetinin benzerini internet için de görürüz.
* * *
İnternet Bağımlısı mısınız?
“İnternet bağımlısı mıyım acaba?” diye merak eden, kendisi ya da çocuğu internetle pek içli dışlı olanlar için de kendilerini test edebilecekleri küçük bir liste hazırladım (son maddeye dikkat!):
- Sürekli internette vakit geçirme isteği.
- Gerçek hayattan uzaklaşma ve sosyal ilişkilerde zayıflama.
- Derslere ve sorumluluklara ilgisizlik.
- İnternete erişemediğinde huzursuzluk veya sinirlilik.
- Uyku düzeninin bozulması.
- Yemek yemeyi ve kişisel bakımı ihmal etme.
- Ekran başında geçirilen zamanı kontrol edememe.
- Fiziksel sağlık sorunları (göz yorgunluğu, baş ağrısı vb.)
- Gerçek hayattaki etkinliklerden kaçınma.
- İnternette geçirilen zamanı gizleme veya yalan söyleme.
.
