Kifâyetsiz Muhteris

Bu deyimi yaklaşık 30 yıl önce duymuştum.
“Kifâyetsiz muhteris”
Çok ilginç gelmişti bana.
Söylemesi de çok havalıydı.
Bir sözcüğü, deyimi öğrenmek ve anlamını bilmek ile o sözcüğün ya da deyimin vücuda geldiği, gözümüzün önünde canlandığı durumları yaşamak çok farklı şeyler.
Misal… Açlığın anlamını herkes bilir ama gerçekte nasıl bir şey olduğunu anlamak için aç kalmak gerekir.
Ölümle yüz yüze kalmayı herkes bir yerlerde okumuş, bir filmde izlemiştir ama gerçek anlamda ölümlü yüz yüze kalanlar ne olduğunu çok iyi bilir.
Bu örnekler çoğaltılabilir. Bir nevi “Bekâra karı boşaması kolay” durumları yani…
“Kifâyetsiz muhteris” de öyle.
“Kifâyetsiz muhteris” deyiminin vücut bulduğu insanlara rastlayana kadar “Kifâyetsiz muhteris” deyiminin ne olduğunun farkında değildim. Ne zaman ki böyle insanlara rastlamaya başladım, “Vay arkadaş,” dedim, “Demek böyle oluyormuş!”


Lûgat365’i uzun zamandır takip ediyorum. Hatta kitabını bile almıştım birkaç sene önce. Daha sonra kahve fincanı, defter vb ürünlerini de aldım.
Bu sabah Lugat365’in Instagam hesabında gezinirken bu “Kifâyetsiz muhteris” deyimine rastladım; hızlıdan bu düşünceler geçti aklımdan.
Paylaşayım dedim.